Yirminci yüzyılın başında Fovist olmak ne anlama gelmektedir?

12 Ekim saat 10:30'da yayınlanmıştır

Yirminci yüzyılın başlarında "Çiğ Renkçiler" ne anlama geliyordu?

Yirminci yüzyılın başlarında "Çiğ Renkçiler" ne anlama geliyordu?

20. yüzyılın başında “Fovist” olmak nedir?

Bay Christian Lassalle'ye ile Özel Röportaj Sanat Tarihçisi.

İlk önce, eleştirmen Louis Vauxcelles’in yaptığı bir şaka var. 1905 senesinde sonbahar’da bağımsızların salonundan sonra yer alan 3. Bahar salonunu ziyaret ederken, heykeltıraş Marque’ın klasik mermer bir büstün ve çocuk gövdesinin Matisse, Manguin, Derain’in cırlak resimleriyle çevrelenmiş bulunduğu bir odayı şaşkınlıkla keşfeder...

colliourederain üzerine bakış

Sergiyle ilgili 17 Ekim tarihli popüler “Gil Blas” gazetesinde Vauxcelles şöyle diyor: “Bu büstlerin saflığı, saf tonların aleminde şaşırtıyor: Fovistlerin (vahşilerin) arasında Donatello.”

Kelime öne atılmıştır, Vauxcelles her zaman en iyi kalemiyle olmasa da, akademik sanata karşı veya kübizmi iddialı ve yıkıcı görenlere karşı bu resmi savunmaya devam edecektir.

Aynı raporda, Fov kelimesini 5 kez kullanır ve özellikle hayvana olan bu yaklaşımı gösteren eserlere ilgi gösterir:

Rousseau’nun önemli eseri “Aç aslan ceylanın üstüne atlar…”, Manet’nin eseri “Aslan avcısı Pertuiset’nin portresi” (Pertuiset, Daudet’nin Tarascon’lu Tartarin eserine modeli olmuştur) ve Raffaelli’nin “Halka açık bir toplantıda Clémenceau”. 1903 yılında Clemenceau’yu “kaplan” olarak ilk adlandıranlardan olan Vauxcelles, bu tabloda Cirque Fernando’da konuşma yapan bakanın Kalmouck (Moğol) elmacık kemiklerine vurgu yapıyor…  

siestamanguin

 

Cırlak ve patlayan tabloların yanında fovistlerin birleşimiyle dolu bu salonun nasıl büyük bir skandala vesile olduğunu anlayabiliyoruz.

Fov rengi, açıkça ülkemizdeki hayvanların, toprak, barut, koyu kahve renkleri gibi vahşi tonlarına gönderme yapıyor ve ressamları vahşi hayvanlara benzetiyor. Kelime, baskın olmayan bir cilt pigmentasyonu olarak bir “melanodermiyi” çağrıştırıyor;

Delacroix’nın “vahşi rengi ve kokusunu” seven Gauguin, Tahiti kızlarıyla doğru tonu oluşturuyor.

“Kaplan” Clemenceau’da veya bastırılması gereken vahşi içgüdüleriyle suçlanan kasabanın Pétroleuse’lerinde olduğu gibi, fikirlerinin ve sakallarının renginden dolayı politikacılar de vahşi gösteriliyor.

Toprak ve savana renklerine uzanan bu yeni vahşet, şiirsel ruhun “vahşi zırhlı bir melek” olduğu Mallarmé (1865) ya da Rimbaud ile ilk tanışmasını anlatan Verlaine gibi şairler tarafından zaten dile getiriliyordu: “Vahşi bir gezegenden düşmüş gibi gözüküyordu”.

aslan avcısı Monet

Böylece, 1906 senesi itibariyle “vahşi kafesin” iade şeklinin başarısını görebiliyoruz çünkü çift saldırı ifade ediyor: anlaşılmaz eserlerin gösterisine tutkun bir seyirci veren ve halkın öfkesinden gelen ulumalara yeni sanatçılar veren

Ve aynı zamanda, buna karşıt olarak kilise ve devletin ayrıldığı bir dönemde vahşilerin karşısında Hristiyanları şehitliğini resmeden Gérôme’un eserleri gibi başarılı eserler görüyoruz. Vahşiler kafirdir.

Birçoğu bu resim tarzına sadık kalacaktır, özellikle Vlaminck, ama Dadaistlere yol açan Picasso’nun 1907 tarihli bir fovist tablosundan daha yırtıcı ve agresif olan “Avignon’lu kızlar” adlı korkunç tablosu, Braque ve Picasso’nun yeni boyaması, rengin terk edilmesi, yapıştırılan kağıtlar ve sonrasında soyutlama ya da şiirsel sanat, 1914 savaş öncesinde bu resmin özgünlüğünün sonunu işaret etti. “Fovizm” kelimesi, kübizm kelimesinden çok daha sonrasında, aklı ve hayal gücünü (gerçeküstücülük) kullanan tüm diğer eğilimlere karşı betili, natüralist veya rüstik sanatın surları gibi diğer yeni akımlara karşıt olarak ortaya çıkar (1925-1930). Fovizm, ilk dışavurumculuk, ilk uluslararası dışavurumculuğun Fransız eğilimidir.

açık pencere matisse

Daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, aşağıdaki Büyük Ustaların yönetemleri başlığında fovizm tekniğiyle ilgili videomuza bakınız ve "Fovların rengi ve kokusu" adlı makalemize göz atın ...